Software As A Service (SaaS)
Software as a Service, yazılımı bir ürün değil sürekli bir hizmet olarak kullandıran bulut modelinin adı. Bu yazıda SaaS'ın tanımını, çok kiracılı mimarisini, abonelik ekonomisini, Salesforce ve Google Apps gibi dönemin lider örneklerini ve kurumsal entegrasyon zorluklarını ele alıyorum.
Software as a Service (SaaS), Türkçeye “Hizmet Olarak Yazılım” diye çevirebileceğimiz, yazılımın bir ürün olarak değil sürekli bir hizmet olarak sunulduğu modelin adı. Kullanıcı yazılımı bilgisayara yüklemek, lisans kutusu satın almak ya da güncellemelerle tek tek uğraşmak yerine, internet üzerinden ve genellikle aylık/yıllık abonelikle erişiyor.
Bulut bilişim üçgeninin (IaaS, PaaS, SaaS) son kullanıcıya en yakın katmanı SaaS. Geçen birkaç yılda Türkiye’de de yavaş yavaş konuşulmaya başlandı; özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalar lisans bütçeleri sıkıştıkça SaaS’a alternatif olarak değil, ana yol olarak bakmaya başladı. Bu yazıda SaaS’ı baştan sona, hem kavramsal hem de iş tarafıyla irdelemeye çalışacağım.
SaaS’ı Basit Bir Benzetme ile Anlamak
Yıllar önce ofis yazılımı dediğinizde aklımıza CD’sini aldığımız, bir bilgisayara kurduğumuz ve sonraki sürüm çıkana kadar (genelde 2–3 yıl) öyle bıraktığımız bir paket gelirdi. Bugünün SaaS modeli ise abone olduğunuz bir gazete gibi: her ay parasını yatırırsınız, kapınıza taze sayı bırakılır, eski sayılar arşivde kalır. Yazılım güncellense de bunu fark etmezsiniz, çünkü her zaman en yeni sürümü kullanıyor olursunuz.
SaaS’ın Teknik Anatomisi
Bulut Tabanlı Çalışma
SaaS uygulamaları, bir bulut sağlayıcısının veri merkezinde, sanallaştırılmış altyapı üzerinde çalışır. Yani yazılım fiziksel olarak sizin bilgisayarınızda değil, uzak veri merkezindedir. Buna karşılık tarayıcı, mobil uygulama ya da kalın istemci (thick client) üzerinden bağlanırsınız. Burada anahtar nokta şu: aynı kod tabanı, aynı çalışan süreç, aynı veritabanı; binlerce müşteriye birden hizmet veriyor.
Çok Kiracılı Mimari (Multi-Tenancy)
SaaS’ı geleneksel ASP (Application Service Provider) modelinden ayıran en kritik teknik karar çok kiracılı mimaridir. Geleneksel model, her müşteri için ayrı bir uygulama örneği ve ayrı bir veritabanı çalıştırırdı; bu pahalı ve yönetimi zor bir yaklaşımdı. SaaS’ta ise tek bir uygulama, mantıksal olarak izole edilmiş kiracılara hizmet verir. Bunu bir apartman binası gibi düşünün: bina tek, kapı zilleri ayrı.
İzolasyon birkaç farklı şekilde yapılabilir:
- Paylaşılan veritabanı, paylaşılan şema: Tüm kiracıların verisi aynı tabloda, ama her satırda bir
tenant_idkolonu var. Salesforce uzun süredir bu yaklaşımı kullanıyor. - Paylaşılan veritabanı, ayrı şema: Her kiracıya kendi şeması verilir. Esneklik artar ama yedekleme ve göç (migration) işleri biraz daha karmaşıklaşır.
- Ayrı veritabanı: En yüksek izolasyon, en yüksek maliyet. Genellikle düzenlemeye tabi sektörler için tercih ediliyor.
Abonelik Modeli
SaaS satıcısının iş modeli klasik yazılım satışından farklı çalışır. Lisans peşin satışı yerine yıllık tekrar eden gelir (annual recurring revenue, ARR) ve kullanıcı başına aylık ücret (per user per month) hesabı yapılır. Yazılım firmasının kafasında dört kritik sayı var: müşteri edinme maliyeti (CAC), müşteri yaşam boyu değeri (LTV), aylık tekrar eden gelir (MRR) ve müşteri kayıp oranı (churn). Bu metriklerin oturması SaaS firmasını değerli kılan asıl şey.
Otomatik Güncellemeler ve Sürüm Yönetimi
SaaS modelinde sürüm diye bir konsept neredeyse kalmıyor. Salesforce yılda üç kez (Spring, Summer, Winter) büyük sürüm yayımlıyor ama müşteri açısından bu “sabah uyandığında menüde yeni bir sekme görmek” gibi yaşanıyor. Bu hız avantajı, geleneksel yazılım firmalarının (Oracle, SAP gibi) iki yılda bir sürüm çıkarma alışkanlığıyla kıyaslandığında ciddi bir rekabet avantajı yaratıyor.
Dönemin Lider SaaS Oyuncuları
Salesforce.com
CRM (müşteri ilişkileri yönetimi) alanında bulut bilişimin neredeyse sembolü hâline gelmiş bir firma. 1999’da Marc Benioff’un kurduğu Salesforce, “No Software” sloganıyla yola çıktı ve 2010’da 1.6 milyar dolara yakın bir gelire ulaştı. Aralık 2010’da Heroku’yu 212 milyon dolara satın aldılar; bu hareket, SaaS firmalarının kendi PaaS katmanlarını kurmaya başladığının önemli bir sinyali.
Google Apps
Gmail, Docs, Calendar ve Sites’ı tek bir paket altında işletmelere sunan ürün. Kullanıcı başına yıllık 50 dolar fiyatlandırması, Microsoft Exchange + Office kombinasyonunu doğrudan hedefliyor. Türkiye’de henüz bayilik kanalı yeni kuruluyor olsa da, fiyat avantajı KOBİ’ler için ciddi bir cazibe noktası.
NetSuite
İşletme yazılımının (ERP) bulut versiyonu olarak konumlanan firma. Larry Ellison’ın yatırımlarından biri olan NetSuite, Aralık 2007’de halka açıldı ve o günden beri SaaS ERP kategorisinin lokomotifi konumunda. SAP ve Oracle’ın geleneksel kurumsal yazılım hegemonyasını orta ölçekli firmalar üzerinden kırmaya çalışıyor.
Workday
Eski PeopleSoft kurucularından Dave Duffield ve Aneel Bhusri tarafından 2005’te kurulan İK ve finans odaklı SaaS firması. Henüz halka açılmadılar ama büyüme hızları piyasada konuşuluyor. Yeni nesil HR/HCM (Human Capital Management) çözümünün geleneksel rakipleri PeopleSoft ve SAP HR’a yetişeceği yönünde kuvvetli bir görüş var.
SuccessFactors
Performans yönetimi ve yetenek (talent) yönetimi alanında lider SaaS oyuncusu. NYSE’de işlem görüyorlar ve büyüme oranları SaaS standartlarında çok güzel.
Concur
Seyahat ve harcama yönetimi alanında dünya lideri. Eskiden masaüstü yazılım satarken modeli baştan SaaS’a çevirip bugüne geldiler. Kurumsal müşterilerin SaaS’a geçişinde başarılı bir vaka çalışması olarak öne çıkıyor.
Entegrasyon Tarafındaki Zorluklar
SaaS’a geçişin önündeki en büyük teknik engel, kurumun mevcut sistemleriyle (genelde on-premise ERP, finans, HR yazılımları) bu yeni bulut hizmetlerinin nasıl konuşacağı. Birkaç ana yaklaşım var:
- API tabanlı entegrasyon: Salesforce başta olmak üzere büyük SaaS sağlayıcıları REST/SOAP API’lerini açıyor. Ama her tedarikçi farklı bir API tasarımı yaptığı için, çoklu entegrasyon hızlıca karmaşık hâle geliyor.
- iPaaS (Integration Platform as a Service): Boomi (Dell tarafından 2010’da alındı), Cast Iron Systems (IBM, 2010), Informatica Cloud gibi araçlar bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Önümüzdeki yıl bu kategorinin daha çok konuşulacağına eminim.
- ETL ve batch entegrasyon: Geleneksel veri ambarı dünyasından alışkın olduğumuz yöntemler. Gece çalışan transferlerle SaaS verisini içeri çekiyorsunuz.
SaaS Ekonomisi ve Kurumsal Karar Vermeyi Nasıl Değiştiriyor
SaaS modelinin CIO için en büyük etkisi sermaye harcamasından (CapEx) işletme harcamasına (OpEx) geçiş. Bütçe planlaması, satın alma süreçleri, hatta yıllık denetim biçimi bile değişmek zorunda kalıyor. Türkiye’deki firmalar açısından önümüzdeki yıllarda en ilginç olacak konu bu sanırım: SaaS satıcısının bulunduğu ülke, faturanın hangi para biriminde kesileceği, KDV durumu, veri sahipliği gibi konular yavaş yavaş hukuk masasına oturacak.
Sonuç
SaaS, bulut bilişim üçgeninin son kullanıcıya en görünür ayağı. Çok kiracılı mimari ve abonelik ekonomisi sayesinde geleneksel kurumsal yazılım pazarını ciddi şekilde yeniden şekillendiriyor. 2011’de göreceğimizi düşündüğüm gelişmeler: Microsoft tarafının bulut paketi (Office 365 olarak duyurdukları ürün) ile bu pazara güçlü girişi, dikey SaaS uygulamalarının (sağlık, hukuk, perakende) çoğalması ve entegrasyon platformlarının (iPaaS) olgunlaşması. Yazılım piyasası önümüzdeki on yılda baştan sona değişecek; bu değişimin lokomotifi de SaaS olacak.