Türkiye Network Altyapı Platformu (TNAP)
Yedi büyük ISS bir araya gelerek Türkiye’nin ilk ciddi peering omurgasını kurdu. TNAP, AMS-IX ve LINX benzeri bir yaklaşımla yurt içi trafiği yurt içinde tutmayı, gecikmeyi düşürmeyi ve transit maliyetlerini azaltmayı hedefliyor.
Türkiye’de internetin omurgasını ilgilendiren önemli bir adım atıldı: 25 Ocak 2011 tarihinde Borusan Telekom, Doğan Telekom, Global İletişim, Grid Telekom, Koç.net, Superonline ve TurkNet bir araya gelerek Türkiye Network Altyapı Platformu’nu (TNAP) kurduklarını duyurdular. Yedi operatör, kendi fiber omurgaları üzerinde, toplam 200 Gbps kapasiteye ulaşan yaklaşık 100 km’lik ortak bir peering şebekesini hizmete aldı.
Bu yazıda hem TNAP’ın ne olduğunu hem de neden bu kadar geç gelen ama o kadar önemli bir adım olduğunu yazmak istiyorum; çünkü Türkiye’nin internet altyapı tartışmalarında “peering” kelimesi yıllardır yeterince yer almıyordu.
Peering nedir, neden önemlidir?
Bir ISS’in kendi müşterisinin trafiğini başka bir ISS’in müşterisine ulaştırması için iki yöntem vardır:
- Transit: Bir üst operatörden (genellikle Türk Telekom veya uluslararası bir Tier-1) bant genişliği satın alıp tüm trafiği o operatörün omurgası üzerinden taşımak.
- Peering: İki operatörün doğrudan birbirine bağlanarak kendi müşterileri arasındaki trafiği transit operatöre uğramadan değiş tokuş etmesi.
Peering, hem maliyeti (transit ücretinden tasarruf) hem gecikmeyi (daha kısa rota) hem de güvenilirliği (tek noktaya bağımlılığın azalması) iyileştirir. Dünyanın en büyük internet değişim noktalarına bakınca aynı modeli görüyoruz:
- AMS-IX (Amsterdam): 1990’ların ortasından bu yana çalışan, bugün tepe trafiği 1 Tbps’in üstünde bir IX.
- LINX (Londra): Avrupa’nın en eski borsalarından biri, 350+ üyeli.
- DE-CIX (Frankfurt): Dünyanın en yüksek trafikli IX’i konumunda.
- MSK-IX, NIX.CZ, France-IX vb. bölgesel borsalar.
Bu IX’lerin ortak özelliği şu: ulusal trafiğin büyük çoğunluğunun ülke içinde kalmasını sağlıyorlar. Bu sayede hem ucuz hem hızlı bir internet ortaya çıkıyor. Türkiye’de ise yıllardır TR-IX kapsamında küçük çaplı denemeler oldu; ancak büyük operatörler arasında ciddi bir peering ekosistemi gelişmedi. İçeriğin önemli bir bölümü, Türk Telekom’un omurgasına uğradıktan sonra ya yine yurt içinde ya da kötü senaryolarda Frankfurt-Londra üzerinden geri Türkiye’ye ulaşıyordu.
TNAP ne yapıyor?
TNAP, üç ana hedef için kuruldu:
- Yurt içi içeriği yurt içinde tutmak: Üye yedi operatörün barındırdığı içerik, basın bültenine göre Türkiye’deki internet içeriğinin yaklaşık %90’ına denk geliyor. Bu içeriğe erişim artık TNAP omurgasından doğrudan yapılabilecek.
- Yedeklilik: Kurucu üyeler en az 10 Gbps portla ve birden çok noktadan sisteme bağlanıyor. Bir bağlantı kesilse bile akıllı yönlendirme devreye giriyor, son kullanıcı kesinti yaşamıyor.
- Maliyet: Operatörler kendi aralarındaki trafiği transit satın almak yerine peering ile değiş tokuş ediyor. Bu, özellikle yurtdışı bant genişliği için TL/dolar üzerinden yüklü faturalar yazan ISS’ler için ciddi bir kalem.
Teknik yapı
Basın toplantısında paylaşılan rakamlara göre:
- Omurga, 200 Gbps toplam kapasiteli fiber halka mimarisinde kuruldu.
- Kurucu üyelerin her biri sisteme en az 10 Gbps portla bağlanıyor.
- Yeni katılımcılar 1 Gbps veya 10 Gbps seçeneği üzerinden, en az iki ayrı noktadan sisteme dahil olacak.
- Operasyon, üye ISS temsilcilerinden oluşan bir Teknik Denetleme Kurulu tarafından yürütülecek.
- Stratejik kararlar, yedi şirketin genel müdürlerinden oluşan İcra Kurulu tarafından alınacak.
Yeni üye kabulü için üyelerin yarısından fazlasının onayı gerekiyor. Bu, AMS-IX gibi açık üyelikli IX’lerden bir miktar farklı; TNAP daha çok kapalı ama büyümeye açık bir kulüp modeliyle başlıyor.
Operatör cephesinden değerlendirmeler
Koç.net Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca, TNAP’ın “Türkiye’nin daha yüksek performanslı, ekonomik ve yedekli bir internet omurgasına kavuşması” anlamına geldiğini söylüyor ve önemli bir noktaya değiniyor: birbirine rakip operatörlerin daha iyi hizmet için bir araya gelmiş olması.
Borusan Telekom’dan Erdem Özsaruhan, “alternatif şebekelerin” öneminin altını çiziyor, yani Türk Telekom’un omurgasına bir alternatifin varlığı.
Grid Telekom’dan Hakan Akan ise belki en çarpıcı tespiti yapıyor: “Dünyadaki örneklere baktığımız zaman Türkiye’nin peering yapısını kuramayan birkaç üçüncü dünya ülkesinin yanında yer aldığını görüyoruz.” Bu söz, TNAP’ın aslında ne kadar geciken bir adım olduğunu da özetliyor.
Superonline Genel Müdürü Murat Erkan ise stratejik bir başka noktanın altını çiziyor: “İstanbul’un internet üssü olması.” Bu, son birkaç yıldır konuşulan ama altyapı tarafında somut adımı gecikmiş bir hedef.
Türkiye için ne anlama geliyor?
TNAP’ın başarılı olması durumunda kısa-orta vadede şu sonuçları görmeyi bekliyorum:
- Yurt içi gecikmenin düşmesi: İki TNAP üyesinin müşterileri arasındaki RTT’nin 5–10 ms düzeyine inmesi olası. Bu, çevrimiçi oyun, video konferans ve canlı yayın gibi gecikmeye duyarlı servisler için doğrudan kullanıcı algısına yansır.
- CDN’lerin Türkiye’ye gelmesi için zemin: Akamai, Limelight gibi sağlayıcıların Türkiye PoP’u açması ekonomik olarak ancak güçlü bir peering ekosistemi olduğunda anlamlı oluyor.
- Veri merkezi pazarına ivme: TNAP üyelerinin veri merkezleri, kurumsal müşteriler için yeni bir cazibe merkezi olabilir; “şu veri merkezindeyim, TNAP üzerinden tüm büyük ISS’lere doğrudan bağlıyım” diyebilen veri merkezleri öne çıkacak.
- Bulut servislerinde performans: Türkiye merkezli bulut sağlayıcıların (henüz yenice oluşmakta olan bu pazarın) son kullanıcıya yakınlık avantajı, TNAP sayesinde daha net hissedilecek.
Öte yandan eksik tarafları da var: Türk Telekom’un kurucular arasında bulunmaması, ki Türkiye’deki ev kullanıcı tabanının önemli kısmı hâlâ TT üzerinde, TNAP’ın “tüm trafik içeride” iddiasını biraz törpülüyor. Mobil operatörlerden Turkcell’in (Superonline üzerinden), Vodafone’un (Borusan Telekom üzerinden) içeride olması iyi haber; ancak Avea ve direkt Türk Telekom mobil tarafı da zamanla katılırsa tablo tam oturacak.
Sonuç
TNAP, “çoktan olması gereken ama nihayet olan” cinsten bir adım. Türkiye’nin internet altyapısının olgunlaşması açısından, bulut bilişimin önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması beklenen bir teknoloji olduğu düşünülürse, bu tür omurga yatırımları zemin görevi görüyor. Yeni üyelerin gruba katılması ve bir gün Türk Telekom’un da peering masasına oturması, hikâyenin doğal devamı olacaktır. Önümüzdeki aylarda hem trafiğin gerçek dünyada nasıl davrandığını hem de ev kullanıcısının ping testlerine bunun nasıl yansıdığını yazıya getireceğim.